Neyi resmetmek istediğimi bilemeden, kendimi bir aynanın karşısında oturmuş düşüncelere dalarken buldum. Boya ve fırçalarımı çıkartıp karşımda gördüğüm şeyin resmini yapmaya başlamam biraz zaman aldı. Bir dizi oto portre yaptıktan sonra, fiziksel benliğimin ötesinde geçme ihtiyacını hissettim. Seyirciyi bir verilenle karşı karşıya bırakmak yerine, resimlerimde hikayeler okunmasını istedim. Ve bu hikayelerin ortaya çıkması gerçek anlamıyla bir ömür sürdü. Her zaman eskiden olduğum çocuk gibi kalacağımı fark ettiğimde, çocukluğuma geri döndüm.

Doğduğum Adana’dan İsviçre’nin Mollis kasabasına, oradan İstanbul’a ve sonra Paris’e taşınmamın sonucu olarak adaptasyonun hayatımda önemli bir rol oynadığına inanıyorum. İnsanın bir mekana adapte olması, ‘yuva’ dediği yerde kendini rahat ve huzurlu hissetmesi, kendi dünyasını karton kutular ve plastik torbalarda değişik ülkelere taşıyarak yeniden yaratmaya çalışması…. Resimlerime bunu yansıtmaya çalışıyorum.

Sonunda kendimi pek gizemli kendimle ilgilenirken buldum; kendimi anlamanın, bu benlik ve çevresindekiler arasında bir köprü kurmamda bana yardım edeceğini düşünerek ve umarak. Bu köprüyü resimle kurduğum düşünülürse, görünen ve somut bir köprü olduğu söylenebilir. Ben resim yapıyorum ve siz yaptıklarıma bakıyorsunuz. Ama ben resmin arkasındayım; siz önündesiniz. Aramızda bir resim var ve köprü bundan ibaret.

Hale Gungor
Anlık Abideler
April 2004


www.halegungor.com© tüm haklari saklıdır.     biyografi | eskiz defteri | resimler | sanat görüşü | iletişim